Trump Rusya ve Hamas ile diyalog kurabiliyorsa İran'la neden olmasın
İsrail ve ABD Doğu Akdeniz'de uzun menzilli bombardıman uçaklarının da katıldığı ortak bir hava kuvvetleri tatbikatı gerçekleştirirken bazı analistler ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ı nükleer anlaşmaya dahil etme penceresinin kapanmakta olduğu uyarısında bulundu.
İsrail ordusundan Perşembe günü yapılan açıklamada, İsrail F-35 ve F-15 savaş uçaklarının Doğu Akdeniz'de ABD'nin uzun menzilli stratejik bombardıman uçağı B-52 ile birlikte tatbikata katıldığı belirtildi.
ABD, İran'ın yeraltındaki nükleer tesislerini vurabilecek bombaları taşıyabilen B-52 bombardıman uçaklarını gerginlik dönemlerinde Tahran'a karşı bir güç gösterisi olarak uzun süredir kullanıyor.
Tatbikatlar, İran'la nükleer anlaşmaya varma ya da gerilimi tırmandırma ve potansiyel saldırı konusunda İran şahinleri ile Önce Amerika'cıların farklı baskıları altında olan Trump için kritik bir döneme denk geliyor.
Quincy Enstitüsü'nün başkan yardımcısı Triti Parsi geçtiğimiz günlerde Trump'ın İran'la bir nükleer anlaşma yapması için “eşsiz bir fırsat penceresi‘nin hızla kapandığını” yazdı.
Parsi, “İran politikası bir kez daha, Trump'ın ilk döneminde İran'la bir anlaşmaya varma umudunu sabote eden neoconların eline düşüyor ve savaş köşede pusuda bekliyor” dedi.
Eşsiz diyalog penceresi kapanıyor mu?
Trump kendisini bir müzakereci olarak tanımlıyor ve bazı hamleleri ABD'yi müzakerelerde avantajlı konuma getirmek için Tahran üzerindeki baskıyı arttırma girişimleri olarak okunabilir.
Perşembe günü Reuters, Trump yönetiminin kitle imha silahlarının kaçakçılığını önlemeyi amaçlayan uluslararası bir anlaşmaya dayanarak İran petrol tankerlerini denizde durdurma ve denetleme planını değerlendirdiğini bildirdi.
Trump yönetimi, İran'ın petrol ihracatını -İslam Cumhuriyeti'nin ana gelir kaynağı- kısmak için 2003 tarihli Yayılmanın Önlenmesi Güvenlik Girişimi'ni kullanacak.
Nitekim Trump İran'a karşı “maksimum baskı” kampanyasına geri dönme sözü verdi.
Eski ve mevcut ABD yetkilileri aylardır Middle East Eye'a Trump yönetiminin İran'ın petrol ihracatını durdurmaya çalışacağını söylüyordu. Çin, büyük bir kısmı Asya'daki stratejik Malakka Boğazı'ndan geçen İran petrolünün açık ara en büyük alıcısı konumunda.
Ocak ayında Reuters, Çin'in devlete ait Shandong Liman Grubu'nun ABD yaptırımları kapsamında tankerleri engellemeye başlamaya karar verdiğini bildirdi. Analistler bu hamleyi, yaşlanan gölge filosuyla petrolünün büyük kısmını Çin'e gönderen İran'a bir darbe olarak nitelendirdi.
Tucker Carlson ve Marco Rubio arasında kalan Trump
Görünürde Trump yönetimi İran konusunda son derece sert bir tutum sergiliyor.
Trump ilk döneminde Obama yönetiminin 2015 yılında İran'la imzaladığı nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmişti.
Trump'ın Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Dışişleri Bakanlığı'nın Yakın Doğu Bürosu'nu yönetmek üzere atadığı Joel Rayburn gibi isimlerin hepsi İran şahini.
Ancak Trump'ın yakın çevresi İslam Cumhuriyeti ile anlaşmaya daha açık.
Trump'ın Orta Doğu temsilcisi ve giderek küresel sorun çözücü haline gelen Steve Witkoff, Fox News'e yaptığı açıklamada yönetimin İran ile diplomatik bir anlaşma istediğini söyledi.
Dünyanın en zengin adamı ve Trump'ın en yakın müttefiklerinden biri olan Elon Musk'ın Kasım ayında New York'ta İran'ın BM Büyükelçisi ile görüştüğü bildirildi. Musk ayrıca İran tarihi hakkında okumalar yaptığını ortaya koyan sosyal medya paylaşımları da yaptı.
Trump'a yakın medya mensubu Tucker Carlson, ABD'nin İran ile savaşa girmesine karşı çıkıyor.
Trump'ın kendisi de “doğrulanmış bir nükleer barış anlaşması” istediğini söyledi. Ayrıca sosyal medyada İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'yu savaş kışkırtıcısı olarak aşağılayan paylaşımlarda bulundu.
Hamas ve Rusya ile konuşuyor. Neden İran'la değil?
Trump, görevdeki ilk döneminde Tahran'a yönelik maksimum baskı kampanyasında hem İsrail hem de Körfez Arap Ülkeleri tarafından desteklendi. Ancak bölge dramatik bir şekilde değişti.
Eski üst düzey ABD'li yetkililerin MEE'ye verdiği bilgiye göre İsrail, başlıca vekili olan Hizbullah'ı zayıflatırken İran'ı da vurmak istiyor. Ancak Körfez ülkeleri artık o kadar da savaşa istekli değil.
Örnek olarak Suudi Arabistan gösterilebilir. ABD'nin İran'ın petrol ticaretine yönelik yaptırımları arttırması Riyad'ın işine gelse de, Çin'e yapılan satışlardaki boşluğu doldurabileceği için İran'la arasını düzeltme yoluna gitti.
ABD'li üst düzey bir savunma yetkilisi de MEE'ye yaptığı açıklamada Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinin ABD'nin Yemen'de İran'ın müttefiki olan Husileri vurmak için ülkelerindeki hava üslerini kullanmasını hala yasakladığını söyledi. Bu durum alt düzey savunma yetkilileri arasında bir hayal kırıklığı kaynağı olmaya devam ediyor.
Trump, görevdeki ilk birkaç ayında İran gibi dosyalarda müesses nizamın canını yaktı. Rusya ile kanalları yeniden açtı ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky'yi, Ukrayna'nın değil kendi şartlarıyla Rusya ile ateşkesi kabul etmesi için kamuoyu önünde fırçaladı.
Aynı şekilde Çarşamba günü Beyaz Saray, ABD'nin terör örgütü listesinde yer alan Hamas ile doğrudan görüşmelere başladığını kabul etti. Arap analistler bu eşi benzeri görülmemiş açılımı memnuniyetle karşılarken, Washington'daki düşünce kuruluşu çevreleri isyan etti. Eski bir üst düzey ABD yetkilisi bunun bir “rezalet” olduğunu söyledi.
Trump yönetiminin siyaset kurumunun protokollerini bir kenara bırakma isteği, İran politikasıyla da örtüşebilir. Bloomberg'e göre Rusya, Trump yönetimine ABD adına Tahran'la nükleer görüşmeleri başlatabileceğini söyledi.
KAYNAK: https://www.middleeasteye.net/